Konuyu Oyla:
  • Toplam: 1 Oy - Ortalama: 5
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Sicim Kuramı
#1
Yazar: Alper Atlı

Merhaba arkadaşlar biraz da bilimsel konulara ağırlık vermek istiyorum. Bugün belki daha önce duymadığınız muhteşem bir teoriyi alıntılar yaparak kısaca anlatmaya çalışacağım. Muhteşem dedim çünkü hayranlık duyuyorum. Sicim Teorisi (String Theory) . Peki nedir sicim teorisi kısaca bahsedeyim…


GİRİŞ

Kendimiz dahil bizi saran, içinde yaşadığımız bütün materyal varlık maddedir. Her sabah doğan güneş, gece karanlığında gökyüzünde parlayan yıldızlar, ay ve  binalar , hatta bizler, çevremizde gördüğümüz ne varsa hepsi, evrenin bir parçasıdır ve madde formunda bulunurlar. Dolayısıyla evreni anlamak, maddenin ne olduğunu anlamaktan geçer. Maddeyi anlamak için  onu parçalamak gerekir. Onu nereye kadar parçalayabilirsiniz hiç düşündünüz mü? Demokritos gibi atomlara kadar mı ? Yok bundan daha iyisini de yapabilirsiniz, çekirdeği oluşturan protona ve nötrona hatta kuarklara kadar inebilirsiniz? Ya sonra? İşte Kuark, Elektron, Foton gibi temek parçacıklar kütlelerini ve diğer özelliklerini nasıl kazanmışlardır? Onları birbirlerinden farklı kılan nedir? Kütle denen mefhum nasıl oluşmuştur?
wqe.jpg?w=620
Sicim Kuramı; evreni oluşturan en temel,  bölünemeyecek kadar küçük bileşenlerin nokta gibi parçacıklardan değil, titreşen minyatür keman tellerine benzeyen sonsuz küçük döngülerden oluştuğunu öne sürer. Sicim Teorisi, son 10 yılda sağlanan gelişmeler sonrasında önce “Süper Sicim Teorisi”  adını almıştır. Son 5 senede kaydedilen gelişmeler üzerine de “Her şeyin Teorisi” olarak anılmaya başlanmıştır. Her şeyin Teorisi demek; atom altı parçacıklardan atomlara, Kara Deliklerden büyük patlamaya kadar her şeyi matematiksel olarak açıklayan bir teoridir. Süper Sicim  Teorisi’ne göre de; doğada görülen atom altı parçacıklar farklı gerilim altında, farklı frekansta titreşen ve farklı titreşimden dolayı çevresinde farklı rezonans yaratan çok küçük sicimlerden ibarettir. Sicimleri farklı frekanslarda titreşen iplikler gibi düşünebiliriz.
Evreni açıklayan iki fizik teorisinden birincisi; yıldızlar, galaksiler gibi çok büyük boyutlu maddeleri açıklayabilen Einstein’ in Görelilik Teorisi; ikincisi ise atomlar gibi çok küçük boyuttaki maddeleri açıklayabilen Kuantum mekaniğidir. Bu iki teoremin ikisi de aynı evreni açıkladığına göre, ikisini de bir teoride birleştirmek ve evreni bütünüyle anlamak mümkün olacaktır. Sicim Kuramı ve M-Teorisi ile; bu iki teori birleştirilmiş ve bu birleşim bilim tarihinin en büyük adımı olarak kabul edilmektedir.
Ne zaman ve nasıl bulunduğuna bakarsak: Sicim teorisi 1970’lerde hadron ve diğer parçacıkların enerji davranışlarındaki uyuşmazlıktan yola çıkarak geliştirildi. Sicim teorisininçözümlenmesinde kuantum fiziğinin tek başına yeterli olmadığı bunun yanında matematiksel bir teori olan pertürbasyon bkz.(pertürbasyon teorisi) teorisinin de çözümlemelerde kullanıldığı görülür. Sicim teorisini önemli kılan, çözümünün ardındaki kuantum gravitasyonunun çözümünü, genel görelilikle kuantum fiziğinin birleşmesini ve temel kuvvetlerin tek bir model altına alınmasını sağlayacak “her şeyin teorisi” ne ulaşılması beklentisidir.
 Stephen Hawking : “Sonsuz sayıda eşiz evrenler var” diyor. Hawking evrenin var oluşunu açıklamak amacıyla yıllardır üstünde çalışılan “Her şeyin Teorisi” nin (Theory of Everything) formülünü oluşturmayı başardı ve buna “M-Teorisi” adını verdi.
M-kuramı nedir? (Membran-M)
M-Teorisi adını; (magic,mysterios; mother) büyülü, esrarengiz ya da her şeyin ( bütün teorilerin) anası olarak kabul edilir.M-Teorisi’ne göre evren 11 boyutludur.11. boyut; sicimlerin birer membran (sözlükte ‘zar’ olarak geçer.) gibi uzamalarına olanak veriyor. Teorik olarak; yeterli enerji sağlandığında, bir sicim bir evren kadar büyüyebiliyor. M-Teorisi’ne göre evrenler, 11. boyutta süzülen membranlardan ibarettir. Bu membranları göz önünde canlandırabilmek için dilimlenmiş ekmeği göz önüne almak yeterlidir.Bu ekmeğin her dilimi bir evrendir ve bu evrenler bir araya gelerek multiverse oluştururlar. Bu evrenler evreninde, membranların bir yerlerinden çarpışması da muhtemeldir. M-Teorisi’nin sonuçlarının bir yorumuna  göre; evrenimizin bulunduğu membran ile diğer bir evrenin bulunduğu membranın çarpışması nedeniyle “Big Bang”(Büyük Patlama) oluşmuş ve bildiğimiz evren meydana gelmiştir .
Membran teoremi (M-Kuramı)’ne göre membran parçacıkları farklı boyutlarda büzüşerek onuncu boyutu oluşturmaktadır (tenthdimension). Membran parçacıklarının farklı boyutlardaki her bir büzüşmesinden farklı evrenler oluşmaktadır ve onuncu boyut bu muhtemel evrenler ve bu evrenler arasındaki geçişleri de içermektedir. 11. boyutu ise daha farklı membran parçacıklarının titreşimleriyle oluşan ve adına evren diyemeyeceğimiz “slackenuc“lar  oluşturmaktadır. Slackenuc, bilmediğimiz muhtemel diğer evrenlere verilen bir isim değil, tamamen farklı membran parçacıklarının titreşimiyle oluşan, evren eşdeğerinde ve bazı öncü fizikçiler tarafından kabul edilen bir olgudur. Farklı membran parçacıklarının oluşturduğu “slackenuc”lar arasındaki geçişler de “anerk” adı verilen 12. boyutu oluşturmaktadır ve anerkin muhtemel bütün olasılıkları barındırdığı düşünülmektedir. Anerk, bir anlamda, fizikçilerin tanrı kavramı için geliştirdikleri bir kuramdır.
m-theory-nedir.jpg?w=620
 
ÇIKARIMLAR

Albert Einstein tarafından geliştirilen “Genel Görelilik Teorisi” zaman, uzay ve maddeyi birbirinden ayrılamaz bir bütün olarak görmektedir.Bütün kütleler, ister dev gök adalar ister küçük asteroitler, uzay-zamana şekil veriyorlar.Bu şekillenme, madde ve ışığın uzaydaki hareketini belirliyor.Stephen Hawking, sicimlerle ilgili çok sayıda hesaplama yaptıktan sonra şu sonuca ulaştı: Evreni 3 veya 4 boyutlu kabul ettiğimiz sürece, geliştirilen Kütle Çekimi’nin Kuantum Teorisi bizi tek bir evren formülüne götürmemekteydi.Hawking, çözümü çok boyutlu alanlarda aradı.Bu nedenle de sicimde takılıp kalmadı ve hesaplar yaparak, sicimlerden çok boyutlu kuantlar elde etti. Buralara” membran” adını verdi ve daha da kısaltarak “bran” olarak kullandı. Bu bran’lar, birden fazla boyutta varlık gösteriyorlardı.Hesaplamalarına devam ederek bir sınıra ulaştı: Evrende 11 boyut vardı. Hawking; bütün bu boyutları algılayamama nedenini şöyle açıklıyor: Büyük Patlama’nın ardından zaman boyutu ile 3 tane uzaysal ( uzunluk, genişlik, yükseklik ) boyut açılarak kozmik büyüklüğe dönüştü. Kalan 7 boyut, konumlarını değiştirmeden, yani sicim kadar bir alanı kaplayacak büyüklükte, bir gonca gibi sarılı olarak kaldılar.Astrofizikçiye göre, böyle 7 boyutlu bir yumak evrenin her noktasında mevcut.
Fizikçiler, bu olaylara “kuvantum fluktuasyonu” adı veriyorlar.Hawking, böyle bir kuvant oluşumunu, kaynayan sudaki hava kabarcığı oluşumuna benzetiyor. Bu kabarcıklardan bazıları patlıyor, bazıları da içinde bulunduğumuz evren gibi esneyerek genişliyor.Astrofizikçi, sürekli bir üst boyuta geçen bran’larla ilgili, insanın başını döndüren bu varsayımı biraz daha somutlaştırabilmek için, hologram örneğini veriyor : Hologramlarda, doğru açıdan bakıldığında, 2 boyutlu bir yüzeyde, 3 boyutlu bir nesnenin görüntüsü fark ediliyor.Başka bir deyişle, daha yüksek boyuttaki bilgiler, daha düşük boyuttaki bir oluşumun içine kodlanıyor.Öyleyse, 3 boyutlu dünyamızda gerçekleşen her şey, aslında daha yüksek boyutlu bir dünya tarafından üretilmiş olabilir mi? Ya da paralel dünyanın sadece yansıması olabilir miyiz? Hawking’e göre bu soruların yanıtı evet.
Dünyamız eğer bir hologram ise, bütün bilgiler,yine Dünya’nın her yerinde ayrı ayrı bulunuyor olmalı.Bu açıdan bakıldığında, bu matris bütününün bir parçası olan kişinin, normalde görülemeyen bilgileri bazen fark etmesi çok da olağanüstü sayılmaz.Belki de kahinler, böyle bilgileri algılayabilen ve okuyabilen insanlardır.
   Hawking bu düşüncesinde yalnız değil.Bu varsayımı geliştirirken Hawking’e eşlik eden evrenbilimci Alexander Vilekin, “Uzayda, Al Gore’un ABD başkanı olduğu ya da Elvis Presley’in hala yaşadığını paralel evrenler olabilir” diyor.
Bizim görebildiğimiz kozmos’umuz, 3 boyutu ve 1 zaman boyutundan ibaret olup 4 boyutludur. Dünya’mız diğer 6 boyutu algılayamamakta ve görememektedir. Fizikçiler, büyük patlama sırasında 10 boyutun meydana geldiğini ancak 6 boyutun yoğunlaşarak kıvrıldığını, diğer 4 boyutun genişleyerek bizim algıladığımız kozmos’un ortaya çıktığını ve 10 boyutlu kozmos’un aslında iç içe olduğunu matematiksel olarak açıklayabilmektedir.10 boyutun iç içe olmasına rağmen diğer 6 boyut, bizim algılama ve ölçme imkanlarımızla tespit edilememektedir. Süper Yerçekimi Teorisi de 11 boyut olduğunu düşünmektedir .Örneğin, farklı rezonanslarda titreşen bir keman titreşen bir keman teli çok farklı notalar yaratmaktadır. Farklı notalar, aynı anda aynı yerdedir ancak bizim kulaklarımız sadece duyabildiği notaları duymakta diğerlerini fark etmemektedir.
Sicim Teorisi de şimdiye kadar alternatif teorilerin açıklamayı başaramadığı hiçbir şeyi henüz başarılı bir şekilde öngörememiştir. Ne tam olarak ispatlanabilmiş ne de çürütülmüş bir teoridir. Birçok fizikçi ispatlanabilir bir teori olmadığı için bu teoriyi benimsememektedir. Çünkü bahsedilen sicim membran parçacıkları ışığın en küçük dalga boyundan bile küçük olduğundan görüntülenmesi şimdilik olanaksızdır. Başka bir kanıt yolu da henüz bulunamamıştır.
Sicimlerin etkilerini gözlemleyebileceğimiz birçok deney tasarlanabilmesine rağmen, bu deneyler için gereken enerjiyi günümüz teknolojisiyle sağlanamadığı için uygulanamamıştır.
Gelecekteki imkanlar dahilinde gerçekleşmesi umulan, kara deliklerin gözlemlenebilmesi sonucunda bu teorinin öngörüleri test edilebilecek.

KENDİ ÇIKARIMIM

Her ne kadar Sicim teorisinin deneysel olarak ispatlanabilirliği imkansız yada çok zor görünse de, bu teori hala çürütülemediği için benim gözümde mümkün. Düşünsenize bir denklem biliyorsunuz ve bu denklemle çözülebilecek bütün soruları çözebiliyorsunuz. Bütün sistemlere uygulayabiliyorsunuz. Bölüm derslerimde her konu için ayrı ayrı denklemler görmek ve hepsini bilmek zorunda olmak bana çok ağır geliyor doğrusu. Umarım bu teorinin deneysel olarak ispatını görecek kadar uzun yaşarım.
156 IQ, Yazar ve Mucit


#2
transhumansittur.org adresli eski sitenizde “Kuantum Mekaniği Üzerine” başlıklı bir makale vardı. Eski konulara ulaşabilmemiz mümkün müdür?


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi


#3
Sicim teorisi demek madde ya da anti madde olarak herşeyin zaman eğrisi üzerinde bir noktada başlayıp bir noktada sona erdiğine işaret ediyor. Fakat bu yolculuk boyunca, sayısız ihtimal söz konusu. Tam olarak ispatlanması demek felsefenin en temel sorularından biri olan "hür irade" nin var olup olmadığına ve bu hür iradenin sadece beyin değil en küçük parçacıktan koca evrene kadar herşey için geçerli olup olmadığının cevabına tekabül eder.

Bu konudaki düşüncem,hür iradeyi uygulamak için çabanın var olabileceği fakat bu çabanın kesin sonucunun bilinemeyeceği yönündedir.

Daha geniş ve anlaşılabilir bir yaklaşımla : En güzel çiçek tohumunu seçip, en güzel toprağa ekip itina ile sulayabilirsiniz. Fakat çekirdeğin filizlenip filizlenemeyeceği onun kaderidir.


#4
Okunaklı ve anlamlı bir yazı olmuş bir türlü anlamıyordum şimdi anladım teşekkürler...


#5
Kuranı Kerim'de de boyutlardan bahsediliyordu. 5 boyutun olduğunu anlatıyordu. Bence evreni ve her''şey''in nesnel olarak tanımını yapamayız. Görecelidir.
İSTİKBAL GÖKLERDE!





#6
(05-10-2017, Saat: 21:44)SkyTurk38 Nickli Kullanıcıdan Alıntı: Kuranı Kerim'de de boyutlardan bahsediliyordu. 5 boyutun olduğunu anlatıyordu. Bence evreni ve her''şey''in nesnel olarak tanımını yapamayız. Görecelidir.


Kur’an’da yazıyor diyip bırakmayalım. Ayet ve sure numarası belirtelim lütfen.


Tapatalk kullanarak iPhone aracılığıyla gönderildi


#7
Bilimin henüz ortaya çıkarmadığı ama bir yerlerde yazılı teoriler/kanunlar varsa söyleyin nobele başvuralım. Gülücük


#8
Ah be Hawking. Daha neleri gösterecekti ölmese...


  


Hızlı Menü:


Konuyu Okuyanlar:
1 Ziyaretçi

Sicim Kuramı51